Mayıs 21, 2020
  • 3:07 pm Hayat Devam Ediyor
  • 12:35 am Arzularına uyma seni Haktan saptırır
  • 11:33 pm Cahille Muhatap Olma
  • 6:46 pm SÖZ
  • 7:04 pm Örtünmek, Allah’ın emri, örtünmemek şeytanın isteği

Örtünmek, Allah’ın emri, örtünmemek şeytanın isteği

Örtü, tıpkı namaz, oruç, hac ve diğer hükümler gibi, yüce Allah’ın emridir. Örtü, yüce Allah (cc), tarafından kadınlara farz olarak emredilmiştir. İman eden Müslüman kadınlar, Rab’leri tarafından kendilerine bildirilen bu emri yerine getirmekle mükelleftirler.

Doğru yol üzerine oturup insanların Rab’lerine yönelmelerine engel olacağına yemin eden şeytan (aleyhillane), yüce Allah’ın diğer emirlerine insanların yönelmesini engellediği gibi örtü konusunda da insanların Rab’lerine isyan etmeleri için çalışmış, insan cinsinden yardımcıları eliyle de hâlâ çalışmaktadır.

Şeytan (aleyhillane), insanların düşmanı olduğu için sürekli olarak insanları Rab’lerine isyan ettirmek için çalışmakta, bu konuda, insanlardan olan yardımcılarını da kullanmaktadır. Yüce Allah (cc), indirdiği hükümlerine tabi olunmasını istemekte, şeytan ve dostlarına dikkat edilmesi için iman edenleri uyarmaktadır.

Şüphesiz o, Saat (Kıyamet) için bir bilgidir, öyleyse ondan şüphe etmeyin ve bana tabi olun; bu, dosdoğru yoldur; şeytan sizi alıkoymasın; şüphesiz o, sizin için apaçık bir düşmandır.” (Zuhruf, 62)

Yüce Allah (cc), şeytan ve yardımcılarının, insanların düşmanları olduklarını bildirmiş, şeytanı ve yandaşlarını dost edinmemeyi, onların arkalarından gitmemeyi emretmiştir.

“Ey iman eden kimseler, tamamen İslâm’a girin ve şeytanın adımlarını izlemeyin, şüphesiz o, size apaçık düşmandır.” (Bakara, 208)

Örtü, kadınların, Rab’lerine iman edip etmediklerinin apaçık bir göstergesi olduğu gibi, aynı zamanda onların iffetli tanınmalarının da göstergesidir. Bu nedenle örtünmek, yüce Allah’ın emri, örtünmemek şeytanın isteğidir. Kişi, kimi tercih ediyorsa onun emrine tabi olmuş ve emrine tabi olduğu kişiyi ilah edinmiş olur.

Müslüman kadınlar, örtünmekle yüce Allah’a iman ettiklerini, O’nun emrine tabi olduklarını, aksine hareket etmeleri halinde ise Rab’lerine isyan etmiş, şeytana uymuş olacaklardır. Bu nedenle yüce Allah (cc), kadınları uyarmakta, örtülerine dikkat etmelerini ve şeytana tabi olmamalarını istemektedir.

Ey Âdemoğulları, şeytan, avret yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini onlara çıkartıp cennetten anne babanızı çıkardığı gibi, sizi de bir fitneye düşürmesin! Şüphesiz o ve kabilesi, onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Doğrusu Biz, şeytanları iman etmeyen kimselerin dostları kıldık.” (A’raf, 27)

Kadınlar, üzerinde oynanan oyunlar, onların örtülerinden sıyırılmasıyla başlamış ve giderek bedenleri gibi izzet ve kişilikleri de ayaklar altına alınmıştır. Şeytanın kabilesi olan beşeri sistemler, efendileri şeytanın emirleri doğrultusunda yasalar çıkararak, kimi zaman da baskılar uygulayarak kadınları örtülerinden sıyırmışlardır. Böylece kadınların onuru ayaklar altına alınmış, bedenleri, yarı çıplak bir şekilde sokaklarda, gazete sayfalarında, televizyon kanallarında, bar, pavyon ve benzeri yerlerde pazarlanır hale getirilmiştir.

Örtünmek, süslenmek, güzel görünmek için değil, süslerin kapatılması içindir

Örtünmenin, asıl asıl adı ile tesettür, süslenmek, güzel görünmek için değil süslerin kapatılması içindir. Diğer taraftan örtünmek, zaten başlı başına kadını güzel göstermektedir. Müslümanların güzellik anlayışı Allah’ın emirlerine uygun davranıştır. Kadınlar, örtünmeleri ile güzel görünmelerinin örneği, yaprakla örtülü bir ağacın hoş ve güzel görünmesi gibidir, yaprakları dökülmüş bir ağaç, güzel görünmediği gibi her türlü dış etkiden etkilenir.

“Mü’min kadınlara söyle, bakışlarının bazısını indirsinler, edep yerlerini muhafaza etsinler, -ondan görünen kısımlar müstesna- ziynetlerini göstermesinler; başörtülerini göğüslerinin üzerine koysunlar…” (Nur, 31)

Yüce Allah’a gerçekten iman edip İslâmi bir kişilik kuşanan Mü’min kadınlar, İslâmi bir kişilik ve onurlu bir şahsiyet kuşanarak tesettürlerini Rab’lerinin emrettiği biçimde kuşandıklarında yüce Allah’a iman etmiş olduklarını, bunun dışındaki her türlü örtünmelerinde şeytana tabi olmuş olduklarını göstermiş olacaklardır.

Örtünmekten maksat yüce Allah’ın emrine tabi olmaktır; başkalarının hoş görmesi için dış örtülerinin rengini ve şeklini değiştiren kadınlar, -isterlerse aynı boy ve ebatta örtünsünler- yüce Allah’ın buyruklarına karşı duyarsız bir tavır takınmış, o andan itibaren şeytana göz kırpmış, ona yönelmişlerdir demektir. Şeytan da o andan itibaren o tür kadınların yakını olmuş, onları, iman hassasiyetlerinden giderek uzaklaştırmaya başlamıştır.

Yüce Allah’ın rızasını değil de kendi arzularını tatmin etmek için dış örtülerinin rengini ve şeklini değiştiren kadınlar, yüce Allah’ın bu konudaki ayetlerini görmezden gelerek şeytanın vesvesesiyle artık giyimlerinin renk ve modelinde doyumsuz bir tutum takınırlar, giysilerinin renk ve modelini sürekli değiştirirler.

Yüce Allah (cc), ayetlerine karşı duyarsız hale gelenlerin durumunu şöyle açıklıyor.

Ve kim Rahman’ın zikrini görmezden gelirse ona bir şeytanı göndeririz; artık o, onun yakını olur ve gerçekten onlar (şeytanlar), onları yoldan çevirirler, ancak onlar hidayette olduklarını zannederler.” (Zuhruf, 36-37)

Şeytann asıl amacı, kadınları bu yolla Rab’lerine isyan ettirmektir, bu amacına ulaşmak için her yolu dener, her kılığa girerek tuzağına düşürdüğü kişiyi, adım adım Allah’ın emirlerinden uzaklaştırır.

“Dedi ki: ‘O halde beni azdırmana karşılık onlar için senin doğru yolunun üstüne oturacağım, sonra önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından onlara geleceğim, onların çoğunu şükredenlerden bulmayacaksın!” (A’raf, 16-17)

Sağdan kadınlara yaklaşan şeytan ve onun insan cinsinden yardımcıları, kadının, örtüsünden yaptığı her değişikliği takdirle karşılarlar ve “Aman ne güzel yakışmış, bak bu renk ya da şekil daha güzel olmuş, senin güzelliğini açığa çıkarmış” diyerek tesettüründen adım adım uzaklaşan kadına övgüler yağdırırlar.

İblis’in, Hz. Âdem (as) ve eşini, Allah’ın yasakladığı fiili, yapmaları halinde yine cennette kalacakları, hatta ebedi kalıcılardan olacakları yalanı ile kandırıp Rab’lerine isyan ettirdiği gibi, şeytan ve dostları da kadınlara: “Bak, böyle de örtülüsün, amaç örtünmek değil mi, işte böyle de örtülüsün” diyerek kadını, asıl tesettüründen soyutlarlar.

Kadınlar, tesettürlerinin renk ve modelini değiştirmekle elbette örtülüdürler, ancak bu örtünme, kendi sülfi arzularını tatmin ve şeytanı memnun ettiği için yüce Allah’ın hükmünden taviz vermek olduğundan yüce Allah’ın rızasından uzak bir örtünmedir.

Rengarenk çarşaf ya da pardösü giyen kadınlar, esas itibarı ile Rab’lerini değil, hevalarını ve şeytanı razı etmişlerdir ki, zaten İblis de, Hz. Âdem ve eşine, yüce Allah’ın emrinden değişiklik yaptırarak böylece Hz. Âdem ve eşini cennetten çıkarmıştı.

Sonra şeytan, ikisinin gizli avret yerlerini ikisine göstermek için onlara fısıldadı ve dedi ki: ‘Rabb’iniz, ancak gerçekten ikiniz melek ya da ebedi kalıcılardan olursunuz diye sizi şu ağaçtan menetti’ ve ikisine yemin etti: ‘Şüphesiz ben, ikinize nasihat edenlerdenim.” (A’raf, 20)

Şeytan, Hz. Adem (as) ve eşine gelecek vadederek onları kandırmış, elbiselerinden sıyırarak onların çirkin yerlerini kendilerine göstermiştir. Bugün bu şeytani düzenbazlık, şeytanın insan cinsinden taifesi tarafından aynen devam ettirilmekte, kadınları, sanatçı şarkıcı olma, hayatını kurtarma yalanları ile örtülerinden sıyırarak televizyon setlerine çıkarmışlar ve daha sonra sokaklara salmışlardır.

Kadınlar, başkalarına güzel görünme duygusuyla değişik renk ve modeller giyerler

Kadınların, tesettürlerinde değişik renk ve modelleri seçme gayeleri, Rab’lerini razı etmek değil, başkalarına hoş görünme arzusundandır. Hiçbir kadın, kocasına güzel görünmek için dışarıda giydikleri örtülerini değiştirmezler. Onlar, başkalarına güzel görünme isteği ile örtülerinde değişik renk ve model değişikliğini tercih ederler. Yaşanmış bir örnek.

Uzun yıllar önce tanıdığım, eski cahiliye açık, saçıklığını bırakıp Müslüman olmuş bir hanım, bana şunları söylemişti.

“Bir gün, sabah işe gidecektim, eşim de beni iş yerime bırakmak için dışarda arabada bekliyordu. Ben süslenmek için uğraşırken eşim bana seslendi, aramızda şu diyalog geçti:

– Haydi ya, ne yapıyorsun, bir türlü çıkamadın, ne yapıyorsun içeride?

– Süsleniyorum, geliyorum.

– Kimin için süsleniyorsun ki?

– Herhalde senin için süslenmiyorum!

Şimdi düşünüyorum da, ne kadar bilinçsiz bir şekilde konuşmuşum, gerçekten ben kimin için süsleniyordum ki!”

Bu hanımın itirafı, aslında bu durumda olan tüm kadınların, duygularının ifadesinden  başka bir şey değildi. Bu tür kadınlar, kocaları için değil, başkaları için süslenip püslenirler ve ilginçtir, bu tür kadınlar, evlerinde eşleri için aynı duygu ile süslenip püslenmezler.

Diğer insanlara güzel görünmek ve nefislerini tatmin etmek için tesettürlerinde yaptıkları her değişiklikle kadınlar, yüce Allah’ın buyrukları dışına çıkarak şeytan ve onun taraftarlarını memnun etmiş, Rab’lerine isyan etmişlerdir.

İslâm’da örtünme konusu

İslâm’da kadınların örtünme konusu, kadınları şehvet aracı olarak kullanmak isteyen materyalistler ile beyaz kadın ticareti yapan kâfirlerin en çok karşı çıktıkları ve İslâm’a saldırı vesilesi yaptıkları bir husustur. İslâm, kadının, kişilik sahibi bir kimse olduğunu, şehvet aracı olmadığını kabul etmiş kadınlardan, bu kişiliklerine uygun hareket etmelerini istemiştir.

Örtü, yalnızca kadına kişilik kazandırmakla kalmamış, aynı zamanda onu şehvet düşkünü leş kargalarının fiziki ve psikolojik saldırılarından koruyan bir kalkan görevini de üstlenmiş bir koruyucudur. Şehvet düşkünleri için en önemli husus, kadınların, örtülerinden soyulması, yarı çıplak ya da çıplak bir vaziyette dolaşmasıdır.

Örtü, elbette başlı başına bir şey ifade etmez, asıl olan o örtünün içini dolduran kadının kişiliğidir. İşte bu nedenle İslâm, kadınlardan öncelikle o kişiliğin kuşanmasını istemekte ve ancak bu şekilde onurlarını ve inançlarını muhafaza edebileceklerini bildirmektedir.

Ey Âdemoğulları, muhakkak ki size, avret yerlerinizi örtecek ve süslenecek elbise indirdik; takva elbisesi, bu daha hayırlıdır; bu, Allah’ın ayetlerindendir, ta ki düşünesiniz.” (A’raf, 26)

Takva, yüce Allah’ın indirdiklerine kesin teslim olup onları hayatta yaşamak, günah, şirk ve küfürden uzak durmaktır. Yüce Allah’a isyan eden tağuti sistemlerin partilerini destekleyip oy veren, vakıf, dernek gibi tağuti sistemden izin ve icazetli olan küfür ve şirk yuvalarına üye olan, onları destekleyen kadınlar, takva örtüsü ile örtünmedikleri için, yüce Allah’a şirk koştuklarından, onların örtünmeleri kendilerine hiçbir fayda sağlamayacaktır.

Kadının örtüsüne karşı çıkmak, kadınlara yapılan en büyük düşmanlık, onları dünya ve ahirette felakete sürüklemektir. Bu nedenle, örtü düşmanları aslında örtünün değil kadının düşmanıdırlar.

Başörtüsü, tesettür değil, tesettürü tamamlayan bir unsurdur

Şeytan ve taraftarları tarafından sürekli yapılan algı operasyonları ile toplumda yanlış algılanan konu, başörtüsünün, başlı başına bir tesettür olduğu hususudur. Oysa başörtüsü, tesettürün kendisi değil, tesettürü tamamlayan bir unsurdur. Bu, tıpkı namazın,  yalnızca ayakta durmakla ya da yalnızca rükû etmekle yahut yalnızca secde etmekle eda edilmeyeceği gibidir. Kıyam, rükû ve secde, namazı tamamlayan rükünler olduğu gibi, başörtüsü de tesettürü tamamlayan bir parçadır.

Başörtüsü örtünüp altına etek ya da pantolon giyen kadınların, tesettürle ve doğal olarak yüce Allah’ın bu konudaki emriyle uzaktan yakından hiçbir ilgileri bulunmamaktadır. Böyleleri, ancak kendilerini aldatan bedbaht ve zavallı kimselerdir.

Geleneksel olarak ya da anne baba baskısı ya da hatırı için başörtüsü takan kız ve kadınların, daha sonra bu lalettayin başörtülerini de atıp baş açık gezmeleri ile açıktan açığa Rab’lerine isyan etmişlerdir. Yalnızca lalettayin bir başörtüsü takındıkları zaman zaten Müslüman değillerken, bu lalettayin başörtülerini tamamen atmakla Rab’lerine isyanlarını açıktan açığa ortaya koymuşlardır.

Beşeri sistemler ve bel’amlar, şeytanın en büyük yardımcılarıdırlar

Şeytanın taifesi beşeri sistemler yasalarla ve baskılarla kadınları örtülerinden çıkaramayınca, bu sistemin kiralık bel’amları, şeytan efendilerinin taktiğini kullanarak, Hakk’ı batılla bulayıp Hakk’ı gizleyerek kadınlara kimi aldatıcı vaatler yaparak onları örtülerinden sıyırmaya çalışmışlardır.

Ve vaatler yaparak her yolla ikna etmeye çalışmayın, onunla iman edenleri, Allah yolundan uzaklaştırmayın  ve onu, zulmederek eğriltmeyin, hatırlayın ki o zaman az idiniz, nihayet sizi çoğalttı ve bakın, bozguncuların akıbeti nasıl oldu!” (A’raf, 86)

Şeytanın taifesi kimseler ve sistemler, şeytan efendileri gibi kadınlara gelecek vadederek onları yarı çıplak hale getirmişlerdir. Şeytan taifesinin yalanları başında çağdaşlık, ilericilik, güzellik gibi yalanlar gelmektedir. Bu yalanlarla kandırılan kadınlar, ilkel toplumlarda görülen yarı çıplaklar haline getirilmişlerdir.

Yüce Allah (cc), şeytan ve taraftarlarının, insanları kandırdıklarını bildirmiş iman edenlerin bunlara dikkat etmelerini istemiştir. Şeytanın ve dostları, insanları aldatarak oyalarlar ve insanları hiçbir zaman gerçeğe yöneltmezler, Tevhidi esaslara davet etmezler.

“Onlara vadeder ve söz verir, şeytan, aldatmadan başka onlara bir şey vadetmez.” (Nisa, 120)

Açılıp saçılma adeta normal bir şeymiş gibi algılanmaya başlanınca, bazı kadınlar, sokaklara, televizyon kanallarına iç çamaşırları ile hayvanları bile utandıracak giysilerle, çirkin yerlerini göstererek çıkmaktadırlar. Bazı kadınlar, sokaklarda ve televizyon setlerinde hayvanların bile göstermekten utandıkları yerlerini, bütün iğrençlikleri ile ortaya koymaktadırlar. Böylece bu kadınlar, şeytanın taifesi kimselerin elinde onur ve kişiliklerinden sıyrılmış bir halde oyuncak olmuşlardır.

Şu bir gerçektir ki, ister çağdaşlık düşüncesi, ister sanatçı olma isteği, isterse içerisinde yaşadıkları sistemlerin baskı ve istekleri doğrultusunda olsun, açılıp saçılmak şeytana iman etmenin ve ona tabi olmanın bir sonucudur.

Örtülerine hassasiyet göstermeyen kadınlar, şeytana tabi oldukları için, namaz kılıp oruç da tutsalar, hacca da gitseler, örtü konusunda şeytana tabi olduklarından, yüce Allah’a isyan etmiş, şirk koşmuşlardır. Bu kadınların ve onların açık olmalarına göz yuman koca ve ebeveylerinin diğer bütün ibadetleri boşa gitmiştir. Unutulmasın ki şeytan, yüce Allah’ın bir tek emrine uymadığı için O’nun rahmetinden ebediyen kovularak lanetlenmiştir.

Diğer taraftan, örtündükleri halde vakarlı bir şekilde hareket etmeyen, İslâmi hükümler konusunda hassasiyet göstermeyen kadınlar da, takvadan uzak oldukları için onların da örtülerinin kendilerine hiçbir faydası dokunmayacaktır.

Örtünen, ancak tağuti sisteme ve onun kurumlarına destek veren kadınlar, örtünmüş de olsalar, şeytanın bizzat yardımcıları olan tağuti sistemleri ve onun şirk ve küfür yuvaları olan parti, vakıf ve derneklere tabi oldukları için takvadan uzaklaşmışlar, şeytana tabi olmuşlardır.

Kadınların örtülerinden soyulması durumundan, kimi şehvet düşkünleri haz alırken, kimileri de bu yolla beyaz kadın ticareti yapmakta, kadınların çıplak bedenlerinin resimlerini gazete ve dergilerinde yayınlayarak para kazanmaktadırlar. Bu nedenle İslâm düşmanları ve kadın tacirleri, öncelikle kadınların örtülerinden soyunması için propaganda yapmakta, kadına özgürlük yalanları arkasına gizlenerek çıplaklığı ve ahlaksızlığı yaymaya çalışmaktadırlar.

Şehvet düşkünlerinin özgürleşme yalanlarına kanan bazı kadınlar, dünya hayatında şehvet düşkünlerinin ve beyaz kadın ticareti yapan ahlak yoksunlarının tuzağına düşerek rezil oldukları, Rab’lerine isyan ettikleri gibi ahiret hayatında da yüce Allah’ın azabına çarpılmakta ve ebediyen cehennemin dayanılması güçlü ateşine maruz kalmaktadırlar.

Kadınların, örtülerini bırakıp açılmaları, onlara huzur getirmediği gibi, rahatsız edici bakışların altında rahatsız edilmelerine de neden olmaktadır. İnsan onurunu her şeyin üzerinde tutan İslâm, her konuda olduğu gibi, örtü konusunda da kadınları korumak istemiş ve onların örtünmelerini, böylece rahatsız edici çirkin bakışlardan da kurtulacaklarını bildirmiştir.

Ey Nebi, eşlerine, kızlarına ve Mü’minlerin hanımlarına söyle, örtülerini üstlerine örtsünler; bu, onların tanınmalarına, böylece eziyet edilmemelerine daha uygundur. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Ahzab, 59)

Kadınlara özgürlük adı altında, sinsi bir şekilde kadının örtüsü ve doğal olarak iffeti ile uğraşan kadın düşmanı şehvet düşkünü kimseler ile feministler ve emperyalistler, temelde kadınların dostu değil düşmanıdırlar. Onlar, kadınların, dünya ve ahirette yararına olan bir hayatı değil, onlara zarar verecek bir yaşamı tavsiye etmektedirler. Bu nedenle onlar, kadınları içerisine çekmeye çalıştıkları yaşam tarzı ile kadınlara düşmanlık ve kötülük yapmaktadırlar. Kadınlara kötülük yapanların ise kadın dostu olmaları hiçbir şekilde mümkün değildir.

Şeytan ve onun insan cinsinden yardımcıları olan emperyalistler ile dinsizlerin temel amaçları, kadını örtüsünden soyarak şehvet dolu arzularına hizmet ettirmektir. Bunun için şeytan ve dostlarının öncelikle yaptıkları şey, örtüsü içinde de olsa, kadını takvadan uzaklaştırmak, kişiliğinden soyutlamak, onur ve vakarından yoksun bırakmaktır. Bu nedenle İslâm, kadınların öncelikle takvayı kuşanmalarını ve bundan sonra örtünmelerini istemektedir.

Örtünmenin, dünyevi ve uhrevi bir fayda sağlayabilmesi, ancak takva elbisesinin kuşanılması ile mümkündür. Takva elbisesini kuşanmanın ilk şartı ise insanın, Kur’an’a uygun hareket etmesi, davranış ve konuşmalarında ölçülü olması, kendisini küçük düşürecek davranış ve ifadelerden kaçınmasıdır. İşte ancak bu durumda örtünün ve örtünmenin bir anlamı olabilir, ancak bu durumda rahatsız edici, sapık bakışlardan korunulabilir.

Ölçüsüz tutum ve davranışlara sahip olan, konuşma ve ifadelerinde tahrik edici bir üslup kullanan bir kadın, en iyi şekilde örtünmüş olsa bile bu örtünün onu rahatsız edici bakışlardan ve hareketlerden koruması ve yüce Allah(cc) indinde ona bir fayda sağlaması mümkün değildir. Bu nedenle, örtünen bir kadının, bu örtünmeye uygun bir kişilik kuşanması gerekmektedir.

Örtü, rahatsız edici çeşitli bakışlardan koruduğu gibi aynı zamanda hem güzelliğin göstergesi, hem de olgun ve vakarlı bir kişiliğin simgesidir. Bu durum, kadınlarda olduğu gibi, tabiatta da böyledir; ağaçlar, yapraklarıyla ve kabuklarıyla, yapılar sıva ve boyalarıyla hem daha güzel, hem de dış etkilere karşı daha korunaklıdır. Yaprakları dökülmüş, kabukları soyulmuş ağaçlar, bir çalıyı andırdıkları gibi, aynı zamanda dış etkilerle zaman içerisinde kuruyup yok olmaya mahkumdurlar. Aynı şekilde bir bina, sıvasız, boyasız ve badanasız ise bir harabeyi andırmakta ve zamanla yıkılıp gitmektedir.

Şeytan ve onun insan dostları olan kimselere kanıp örtünmeyen kadınlar, dünya hayatında şu ya da bu şekilde şehvet düşkünlerinin oyuncağı oldukları gibi, ebedi hayatta da, içerisinde ebedi kalacakları acıklı cehennem azabını kendi elleriyle hazırlamışlardır.

Şeytan ve dostlarından bazı kimseler, Kur’an ayetlerinin anlamını değiştirmek için dillerini eğip bükerek, Kur’an’da örtünün olmadığını iddia etmektedirler. İslâm düşmanı bu kimseler, şeytanın doğru yol üzerine oturtup insanları saptıran yardımcılarıdırlar. Şeytanın taifesinin değişik yöntem ve metotlarını kullanıp kadınları tesettürlerinden sıyıranlar, bu yaptıklarına da sevinmektedirler.

“Her yaptığınız saçma sapan işaretlerle eğleniyor musunuz?” (Şuara, 128)

Bu şeytanlara aldananlar, şeytanın taifesinin kurdukları tuzaklara düşmüşlerdir. Bunlar, Rab’lerini razı etmedikleri gibi ancak O’na şirk koşup isyan etmişlerdir.

“Şüphesiz bu bir öğüttür; artık dileyen kimse, Rabb’ine varan bir yol tutar.” (Müzzemmil, 19)

Ramazan YILMAZ

RELATED ARTICLES
LEAVE A COMMENT